“Hakikat Bilincinin Kaybı” Kitap Analizi

Atasoy Müftüoğlu’nun kaleme aldığı “Hakikat Bilincinin Kaybı” Kitabı, Sebilürreşad Dergisinin Ekim 2017 Sayısında Kürşat Gürsoy tarafından analiz edildi , tanıtımı yapıldı.

HAKİKAT BİLİNCİNİN KAYBI

Firak adlı eseri ile başlayan yolculuğu 31. Durağına ulaştı: Mahya Yayınları’ndan çıkan Hakikat Bilincinin Kaybı, 17 deneme ve 207 sayfadan oluşuyor.

Atasoy Müftüoğlu’nun, Dünya’nın ve İslam ümmetinin nabzını tutan, İslam ümmetine ayna tutup kendisi ile yüzleşmeye zorlayan çilesi/derdi, kitabın her satırında kendisini ele veriyor. Tüm insanlığı/ümmeti mümkün olduğunca hakkaniyetli analizleri ile bilinçlendirmeye,  kendi gerçekleri ile yüzleşmeye, bir hesaplaşmaya davet ediyor. Yaptığı okumaları ve yazdığı yazıları; kendi ifadesiyle, ansiklopedik, akademik bilgiler biriktirmek üzere değil, tahakküm üreten, dokunulmaz kılınan, mutlaklaştırılan, modern/seküler/liberal /demokratik ontolojiyle/epistemolojiyle hesaplaşabilecek bir bilince/üretkenliğe katkı sağlamak üzere okuyor/yazıyor.

Yazarın önceki kitapları gibi bu kitabı da; büyük bir yükü sırtlanmış, zamana şahitliği ve sorumluluğu ile İslam Ümmetine giden yolu aydınlatacak bilinç kıvılcımlarını yakmaya çalışan bir dert sahibinin kelimelerini içeriyor.

Sembolik varoluş ile gerçek varoluşun nitelikleri, negatif bağımlılıklar ve basiret tutulmaları, yaşanan bilinç erozyonları, ortak İslâmî duyuşları kaybetmek, ontolojik bunalımı aşmak, romantizm merkezli olmaktan çıkmak, hakikat bilincinin kaybı, vb. gibi birbirinden ilginç ve önemli konular üzerinde kalem oynatan Müftüoğlu, “İstisnai Bilinçsizlikler” başlıklı yazısında, “Modern- seküler zamanlarda, İslam dünyası toplumları maruz kaldıkları çok yönlü seküler / liberal saldırı, işgal ve istilalar sebebiyle İslami anlamda iman-amel-eylem bütünlüğünü temsil iradesini bütünüyle kaybettiler.” tespitini yapar.(s. 71)

Bundan kurtuluşun reçetesi bellidir: “İslami şahsiyetimizi yeniden kazanmak istiyorsak, her şeyden önce, modern-kapitalist seküler uygarlığın dayattığı ön kabullerle ilgili zihinsel – kültürel bir direniş başlatabiliriz. Direniş ancak, varoluşun, hayatın bütün boyutlarını içeren, temsil eden, hiçbir parçalanmaya izin vermeyen, İslami bütünlüğün dili ile harekete geçirilebilir.” (s. 72)

Atasoy Müftüoğlu, “Şizofrenik Parçalanmalar ve Uzlaşmalar” başlıklı yazısında da İslam dünyası toplumlarının akli ilimleri, felsefeyi, içtihadı iptal ettiğini, bu yüzden asırlar boyu süren bir zihin tahribatı yaşadığını belirtir. Bu tahribatın gerçek müsebbibi negatif iç dinamiklerdir. Bu edilgen durumdan kurtuluş için şu bir tek cümleye yaslanmak bile yetecektir: “Bir bilinç savaşını gündeme kazandırdığımızda, umut’tan söz etmeye başlayabiliriz.” ( s. 167)

Hakikat Bilincinin Kaybı, bir ikaz kitabı. Bir tamirat çalışması. Fakat üzerimizde etkisi olması için, yazarın tespit ettiği kimi olumsuzluklardan ve bunlar üzerine yaptığı tahlillerden ders alıp, bize düşen sorumlulukları yerine getirmemiz gerekiyor. Bunu yaparsak, hakikat bilincine vasıl olacağız

Kürşad Gürsoy

Paylaş:
FacebookTwitterWhatsAppTumblrPaylaş